Kewe ne demek Kürtçe? Bir kelimenin peşine düşerken başlayan hikâyem
Bazı kelimeler vardır, insanın içine bir diken gibi batar. Ne tam acıtır ne de bırakır. Sadece orada durur, günlerce, haftalarca. “Kewe ne demek Kürtçe?” diye ilk sorduğumda içimde böyle bir his vardı. Basit bir merak gibi başlamıştı ama sonrasında hayatımın en sessiz kırılmalarından birine dönüştü.
Kayseri’de yaşıyorum. 25 yaşındayım. Günlük tutmayı severim; bazen kimseye anlatamadığım şeyleri kâğıda dökerim. O gün de öyle bir gündü. Aslında sıradan bir akşamdı ama içimde açıklayamadığım bir sıkışma vardı. Sanki geçmişten biri adımı fısıldamıştı da ben dönüp bakmamışım gibi.
Otobüs terminalinde başlayan garip huzursuzluk
Her şey Kayseri Otogarı’nda başladı. Soğuk bir akşamdı, rüzgâr peronların arasında dolaşıp duruyordu. Bir arkadaşımı uğurlamaya gitmiştim. Otobüsün kalkmasına az kalmıştı. İnsanlar telaşla valiz taşıyor, son sarılmalar yapıyordu.
Tam o sırada yaşlı bir kadın dikkatimi çekti. Kürtçe konuşuyordu. Yanındaki genç birine sürekli aynı kelimeyi söylüyordu: “Kewe… kewe…”
Kelime kulağıma çarpınca durdum. Sanki bildiğim bir şeydi ama unutmuş gibiydim. İçimde tuhaf bir yankı oluştu. Kadının sesi sert değil, kırgın bir tını taşıyordu. O kelimeyi her söylediğinde yüzü biraz daha yumuşuyor, biraz daha uzaklaşıyordu sanki.
O an içimden “Kewe ne demek Kürtçe?” sorusu geçti. Ama sadece anlamını merak etmiyordum. Sanki daha fazlası vardı. Sanki o kelime bir kapıydı ve ben yanlışlıkla o kapıya dokunmuştum.
Kelimenin peşine düşmek
Eve döndüğümde ilk işim telefonumu açıp araştırmak oldu. “Kewe ne demek Kürtçe?” yazdım. Karşıma çıkan ilk açıklamalar çok basitti: yaşlı kadın, ihtiyar kadın… Ama bu kadar mıydı?
Hayal kırıklığı hissettim. Çünkü içimde büyüttüğüm şey bu kadar sıradan olamazdı. Bir kelime nasıl olur da bu kadar ağır bir duygu taşıyabilirdi?
Defterimi açtım. Günlüğüme şunu yazdım:
“Bugün bir kelime duydum. Kewe. Yaşlı kadın demekmiş. Ama ben sanki bir kaybın adıymış gibi hissettim.”
O an fark ettim ki mesele kelimenin anlamı değildi. Mesele, o kelimenin bende uyandırdığı boşluktu.
Kewe ne demek Kürtçe? Sadece bir kelime mi, yoksa bir hatıra mı?
Ertesi gün aynı soruyu tekrar sordum kendime: “Kewe ne demek Kürtçe?”
Bu kez daha derine inmeye çalıştım. Çünkü içimde bir şey, bu kelimenin sadece sözlük karşılığı olmadığını söylüyordu. Sanki bir hikâyeye bağlıydı. Sanki birinin gözlerinde saklıydı.
Akşam olduğunda annemi aradım. Konuyu açmadan önce biraz tereddüt ettim. Sonra direkt sordum:
“Anne, Kewe diye bir kelime duydun mu hiç?”
Bir süre sessizlik oldu. Sonra annem hafifçe nefes aldı.
“Yaşlı kadın demektir,” dedi. “Ama bazı yerlerde saygı gibi de kullanılır. Bazı insanlar için sadece yaş değil, bir hayatın yükü demektir.”
O an içimde bir şey kırıldı. Çünkü “hayatın yükü” cümlesi beni benden aldı.
Bir kadının gözleri ve hatırladığım şey
Birkaç gün sonra dedemlerin eski fotoğraflarını karıştırırken onu gördüm. Fotoğraf sararmıştı. Bir kadın vardı, başında beyaz bir örtü, gözleri yere değil sanki çok uzağa bakıyordu.
Dedem “O bizim köyden bir akrabaydı,” dedi. “Herkes ona Kewe derdi.”
İşte o an durdum.
Kewe ne demek Kürtçe sorusunun cevabı artık sadece “yaşlı kadın” değildi benim için. O fotoğraftaki bakıştı. O suskunluktu. O, çok şey görmüş ama az konuşmuş bir hayatın adıdır artık.
O kadının yüzüne bakarken içimde garip bir sızı hissettim. Sanki onun yaşamadığı şeyleri ben hissediyordum. Sanki onun yarım kalan hikâyesi bana geçmişti.
Kayseri gecelerinde büyüyen düşünceler
O geceden sonra uyuyamadım. Kayseri’nin soğuğu camdan içeri sızarken ben defterime yazılar yazdım.
“Kewe ne demek Kürtçe?” diye tekrar tekrar yazdım.
Ama her yazışımda cevap değişiyordu. Bir gün “yaşlı kadın”dı, bir gün “yalnızlık” oldu, bir gün “unutulmuşluk”.
Kendi içimde bir kelimeyi büyütüyordum. Belki de aslında büyüyen kelime değil, bendim.
Hayal kırıklığı da hissettim. Çünkü bazı gerçekler insanın kurduğu anlamları küçültür. Ama aynı zamanda garip bir umut da vardı içimde. Çünkü bir kelimenin bile bu kadar derin olabilmesi, hayatın hâlâ keşfedilecek şeyler taşıdığını gösteriyordu.
Bir yolculuğun içinde kaybolmak
Bir hafta sonra trenle kısa bir yolculuğa çıktım. Pencereden dışarı bakarken zihnimde sürekli aynı kelime dönüyordu.
Kewe.
Yanımda oturan yaşlı bir adam vardı. Sessizdi. Elinde eski bir tespih çeviriyordu. Bir ara bana baktı ve gülümsedi. O gülümsemede tuhaf bir tanıdıklık vardı.
Sanki o da bir “kewe”yi tanıyordu.
O an fark ettim ki bu kelime sadece bir dilin parçası değildi. İnsanların yaşadığı, sustuğu, taşıdığı bir şeydi.
İçimdeki heyecan büyüdü. Çünkü artık sadece anlamını değil, hissini de biliyordum.
Kewe ne demek Kürtçe? Kalbin bildiği anlam
Dönüş yolunda defterimi açtım ve uzun uzun yazdım.
“Kewe ne demek Kürtçe?” sorusu artık benim için bir çeviri sorusu değildi. Bu, bir yüzü hatırlama sorusuydu. Bir hayatı görme sorusuydu.
Bazen kelimeler, sözlüklerdeki karşılıklarından daha ağırdır. Çünkü onların taşıdığı şey anlam değil, hatıradır.
Ben “kewe”yi artık sadece yaşlı bir kadın olarak görmüyorum. Bir köyün sabahında sessizce uyanan bir kadını görüyorum. Çocuklarını büyütmüş, çok şey görmüş, çok şey susmuş bir hayatı görüyorum.
Ve en çok da şunu hissediyorum: İnsan bazen bir kelimeyi öğrenirken aslında kendini öğrenir.
İçimde kalan boşluk ve yeni bir başlangıç
Daha Fazlası İçin: Japonca sei ne demek ?
Kayseri’ye döndüğümde şehir aynıydı. Sokaklar, insanlar, ışıklar… hiçbir şey değişmemişti. Ama ben değişmiştim.
Artık bazı kelimelere daha yavaş bakıyorum. Çünkü biliyorum ki her kelimenin içinde bir hikâye gizli olabilir.
“Kewe ne demek Kürtçe?” sorusu hâlâ zaman zaman aklıma geliyor. Ama artık bir eksiklik gibi değil, bir hatırlama gibi.
Bazen gece defterimi açıyorum ve sadece şunu yazıyorum:
“Kewe…”
Başka hiçbir şey yazmıyorum. Çünkü bazen bir kelime, bir hikâyeyi tamamlamaya yeter.
Ve ben o kelimenin içinde kaybolmayı hâlâ seviyorum.
“Kewe ne demek Kürtçe” hakkındaki meraklarınızı giderebildiysek ne mutlu bize. Mediasun ailesi olarak her zaman yanınızdayız!